24 Mart 2009 Salı

HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR


Bir erkegin düsünsel yetenegi, estetik birikimleri ne olursa olsun,
hayatta durdugu kat, içine dogdugu kattir, tanidigi ilk kadinin, annesinin onu biraktigi kat.
Giyim zevkinin bulunmadigi bir bahçede dogduysaniz giyim zevkinizin gelismis oldugu bir bahçeye sizi ancak bir kadin götürür, sofralarini inceliklerle donatilmadigi bir katta dogduysaniz,
incelikli sofralarin bulundugu kata sizi götürecek olan da bir kadindir.
Birlikte oldugunuz kadin degistiginde, degisen yalnizca bir kadin degildir, hayatin neredeyse bütünü degisir, bir baska kata, bir baska bahçeye geçersiniz, orada hersey farklidir. Dinlediginiz müzik,okudugunuz kitap,yediginiz yemek, gittiginiz yerler, bulustugunuz arkadaslar, hatta taktiginiz kravat bile degisir. Bir erkegi hayatin içinde kadinlar gezdirir, hayatin katlari arasinda kadinlar dolastirir.
Zevkli bir kadina rastlarsaniz zevkiniz,
bilgili bir kadina rastlarsaniz bilginiz,
esprili bir kadina rastlarsaniz espriniz,
zeki bir kadina rastlarsaniz zekâniz gelisir;
yeni huysuzluklar, kaprisler,kavga nedenleri, acilar da ögrenirsiniz.
Hayat, kutsal kitaplarda anlatildigi gibi kat kattir; Babil'in asma bahçeleri gibi teraslar halinde
yükselir.
Bir terastan bir terasa sizi kadinlar götürür.
Ve bugün durdugunuz teras,seyrettiginiz manzara, gördügünüz hayat,yaninizdaki kadinin terasi,
manzarasi, hayatidir; hayatin hangi katinda durdugunuzu, yaninizdaki
kadinin durdugu kat belirler.
Hayatiniz, seçtiginiz kadindir.

'BİR KADIN DEĞİL BİR HAYAT SEÇERSİNİZ ÇÜNKÜ'

14 Mart 2009 Cumartesi

SEVGİYİ TUTMAK


Bir keresinde bana cok yakin bir arkadasim olmustu...

Bir yuzme havuzunun kenarinda otururken avuclarindan birisini biraz
su ile doldurdu ve bana uzatip sunu soyledi:
"Elimde tuttugum bu suyu goruyor musun? Bu "sevgi"yi sembolize ediyor.
Ben bunu soyle goruyorum: Elini ozenle acik tutar ve suyun(yani sevginin) orada kalmasina izin verirsen, her zaman orada kalacak. Ancak, parmaklarini kapamaya kalkar ve sahip olmaya calisirsan buldugu ilk araliktan akacak.

Insanlarin sevgi ile karsilastiklarinda yaptiklari en buyuk hata bu...buna
sahip olmaya calisirlar, talep ederler, beklerler...ve aynen elinizi kapadiginizda elinizden dokulen su gibi sevgi, ask da sizden kacar. Cunku sevgi ozgur olmalidir, onun dogasini degistiremezsiniz. Eger sevdiginiz insanlar varsa, onlarin ozgur birer varlik olmalarina izin verin.
Verin ama beklentiye girmeyin.
Tavsiyede bulunun ama emretmeyin.
Verir misin deyin ama hic bir zaman talep etmeyin.

Kulaga kolay gelebilir ama bu, gercekten anlayabilmek icin bir omur
isteyebilecek bir derstir.
Bu, gercek sevginin sirridir. Gerceten ogrenmek icin sevdiklerinizden
ictenlikle birsey beklememeli ama onlara kosulsuzca ozen gostermelisiniz."

Hayat aldigimiz nefes sayisi ile degil, nefesimizi kesen anlarla olculur...

Yasayin!

Swami Vivekananda
(Ceviri: Lale Kulahli)

14 Şubat 2009 Cumartesi

SEVGİLİLER GÜNÜ




BUGÜN SİZİN GÜNÜNÜZ

''ONSUZ GECELER ISSIZ, SOKAKLAR ÖKSÜZSE... AYRILIK ÖLÜME, VUSLAT SEHERE DENKSE... HAYAT ONUNLA GÜZEL VE ONSUZ MÜPTEZELSE... O HALDE BUGÜN SİZİN GÜNÜNÜZ!..''
Eğer...

O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz… Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin… Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’ nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain… Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, Ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa… Dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse… Hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse… Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, Kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar… Her şiirde anlatılan O’ysa… Her filmin kahramanı O… Her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa… Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa… İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa… Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla habire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız… Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken “keşke O anlatsa” diye iç geçiriyorsanız… Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü Özlemi, sol yanınızın altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu… Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız… Onsuz geceler işsiz, sokaklar öksüzse … Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse… Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine… Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa… Dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa… Nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim… Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir sarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa… Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…. o halde bugün sizin gününüz !.. “Çok yaşayın ve de “siz de görün” üz .
CAN DÜNDAR...

19 Haziran 2008 Perşembe

AHİRET HAVAYOLLARI

6666 SEFER SAYILI DÜNYA AHiRET UÇAGI UÇUS PROGRAMI


KAPTAN PILOT Azrail
HAREKET YERI Dünya
HAREKET SAATI Ecel vakti
MOLA YERI Kabir
VARIS NOKTASI: Alemi Ervah (Cennet veya Cehennem)

AHIRET YOLCUSUNUN HAKKINDA BILGILER

ISMI Insan
GOREVI Kulluk
MENSEI Toprak

GOTURULEBILECEK ESYALAR VE BAGAJ

1) Bes metre kumas
2) Salih amel
3) Salih bir çocugun duasi
4) Faydali ilim

NOT:!!! Katiyyen baska bir eşyanın tasinmasina asla müsaade edilmez.

REZERVASYONLAR
Biletiniz kesinlikle iptal edilmez,ancak sadaka ile tehir edilebilir. Seyahatten geri dönüş asla yoktur.

RAHAT MUTLU BIR YOLCULUGUN SARTLARI
Yolculuk öncesi seyahatinizin selameti için
1) kur`ani kerim ve
2) hadis-i seriflerdeki talimatlara uyulmasi önemle rica olunur.

MESAJ
Allah ve rasulune itaat,Ölümü sürekli hatirlama,Ahirette yanliz cennet ve cehennem var oldugunun bilinmesi,
Ana ve babaya iyilik yapilmasi,
Yemenin içmenin ve giyinmenin her hususta helal olmasi.

UYARI
Pasaportunuz(amel defteriniz) kontrol edilecektir.
Kontrol icab ettiginde video kaseti ile agizlar bagli ellerin konusmasi ve ayaklarin sahitligi ile karsilastirma yapilir.
Vizeler zamaninda yaptirilmasi (namaz,oruç,zekat,vs) insallah cennet ve cemal-i ilah-iye ulasilir

YOLCULUK ESNASINDA VERILECEK FORMDA DOLDURULACAK YERLER.

1. Ömrünü nerede tükettin?
2. Gençligini nerede çürüttün?
3. Malini nereden kazandin?
4. Malini nerede harcadin?
5. Allah yolunda ne yaptin?
6. Vaktini nasıl harcadın?

SORULACAK SUALLER

1) Rabbin kim ?
2) Dînin nedir ?
3) Kimin ümmetindensin ?
4) Kitâbın nedir ?
5) Kıblen neresidir ?
6) İ'tikâdda ve amelde mezhebin nedir ?

Müslümanlar bu sorulara şu şekilde cevap verecekler.

1) Rabbim Allah
2) Dînim, İslâm dînidir
3) Muhammed aleyhisselâmın ümmetindenim
4) Kitâbım, Kur'ân-ı kerîmdir.
5) Kıblem, Ka'be-i Şerîftir
6) İ'tikâdda mezhebim Ehl-i sünnet vel-cemâ'attir. Amelde ise Hanefî, Şâfi'î, Mâlikî, Hanbelî

Soru: Kimler kabir sorularına cevap verecek, kimler veremiyecek?

Cevap: Îmân ile ölen cevap verecek, îmânsız ölen cevap veremiyecektir.


Doğru cevap verenlerin kabri genişliyecek, buraya Cennetten bir pencere açılacaktır
Sabah ve akşam, Cennetteki yerlerini görüp, melekler tarafından iyilikler yapılacak, müjdeler verilecektir.
Bu suâllere cevap veremiyenler, kabirde azâb görecektir.
Cehennemden bir pencere açılacak, sabah akşam Cehennemdeki yerini görüp, mezarda, mahşere kadar, acı azâbları çekecektir.

NOT:
Daha genis bilgi isteyen sayin yolcularin Allah (c.c)`in kitabi
Rasülullahin hadis´i serifine bas vurmalari rica olunur.

24 Mart 2008 Pazartesi

KADINLAR HAYATTA EN ÇOK NE İSTER?


Harun Reşit, savaşta esir aldığı düşman generale '-Hayatını
bağışlarım ama bir şartım var:
Kadınlar hayatta en çok ne ister, budur bilmek
istediğim.Bu sorunun yanıtını getir; kurtar kelleni.'der.
General sorar soruşturur, bu çetin sorunun yanıtını arar ve
Kafdağı'ndaki
bir cadının bunu bildiğini öğrenir. Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı
arar bulur ve sorar
Kadınlar hayatta en çok ne ister?'Korkunç cadının,yanıt için öyle bir
şart ileri sürer ki yenilir yutulur değil. '-Evlen benimle, o zaman öğrenirsin istediğini.'
Bu ölümcül teklifi,kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşid'e:
Kadınlar, en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister.'
Harun Reşit bizimkinin hayatını bağışlar ya; cadıyla evlenmek için de söz
verilmiştir.Evlenirler. O ilk gece; general bir bakar ki o korkunç cadı,
dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş,karanlık odada. Konuşur cadı:
Benim kaderim böyle; günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer
yarısı ise çirkinim. Ne dersin geceleri seninleyken mi, yoksa gündüzleri
dışarıdayken mi güzel olayım?
General düşünür ve '-Sen bilirsin, kararını kendin ver' der; işte o
andan itibaren korkunç cadı sonsuza dek çok güzel bir kadın olarak kalır.'
Peki bu öyküden çıkarılacak üç ders nedir?

Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister.
Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın, her zaman
Güzeldir, Zekidir, Yaraticidir,

22 Şubat 2008 Cuma

HAYAT VE BEN!!!

Otuzbeşime bastım geçen hafta

İlk yarı bitti Hayat:1 Ben:0

Ama belliydi böyle olacağı

Nicedir başlamıştı belirtiler

Yolda çocuklar,”amca şu topu atıversene” diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin

Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü

Baktım lise fotoğraflarım sararmış,sınıf arkadaşlarım yaşlanmış

Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş ,seyahat ve aşk yerine

Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses düğmesini kısar olmuşum,içimdeki uçurtmanın ipini çekercesine

Bizim zamanımızda diye başlayan,nutuklar atmaya başlamışım mezuniyet törenlerinde

Hayret daha dün değilmiydi benimkisi?

Yıllar yılı dudak büktüğüm “ölümden sonra hayat” masallarına kulak kabartmaya başlamışım gizliden gizliye

İple çektiğim haziranlara sırt çevirmişim

Yaşamın orta sahasına girmişim,irkilmişim

Ruhumun ikizleri yine çekiştiriyorlar kollarımdan

Biri”daha ne gördünki” diyor yüzünde papatyalarla,asıl şimdi başlıyor hayat!..Bundan sonrası rahat!

Lakin “buydu görüp göreceğin” diye efkarlanıyor öteki,ikinci yarı geçer hızla yaşlanırsın zamanla

Yaşı genç olanlar 35' e uzak durduklarını sanarak, sahi oldumu okadar? Hiç göstermiyorsun,tesellisindeler.

35'le çoktann tanışmış olanlarsa Hayata Hoş geldin,pankartlarıyla karşılamadalar

İlk yarı sadece bir ısınmaymış meğer,asıl ikinci yarıda anlaşılırmış tadı hayatın..kavganın...aşkın...

Bense şaşkın,devre arası bilançolarındayım.

Son dönemde kimbilir kaç kez eski anıları yaralı ele geçirdim belleğimin derinliklerinde.

Kimbilir kaç kez kendime yakalandım,kendimden kaçarken

Ve sustum vijdan sorgularında

Aksi sedamla bile dertleşmedim,meğer ne yaman serüvenmiş hayat,bazen yedi veren gülleri gibi bereketli..

Sanki hayat değil körfez krizi mübarek,bir koyup beş alıyorsun...

Yaşıyor,seviyor ve seviliyorsun,bazense kıtlıktan kırılıyor ortalık şaşıp kalıyorsun...

Oysa herkes bilmezden gelsede skoru belli oyunun...

30'larda dedeni ve nineni kaybediyorsun,40'larda anneni ve babanı ve 70'lerde kendini...

Şimdi devre arası yolun yarısı...

Bugüne dek ancak tanıştık hayatla,ben ona kendimi tanıttım,o bana kendini...

Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı,

Zaferlerim onlar benim,olgunluğumun yapıtaşları...

Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı

Asonsör çıkarken yukarı,dönüp bakmadım bile aşağı dönmesin diye başım..

Ben istikballe arkadaşım

Ne varki herşey yarım...

Hayatta yarım,sevdalarda

Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin

İhanetlerin hesabı sorulmadı

Nazımında dediği gibi “Kopardım portakalı dalından ama kobuğu soyulmadı,sevdalara doyulmadı”

Doydum diyen görmedimki ben zaten

Lakin gelde zamana anlat bunu

Sahi nedir bu telaş bu kin,sanki ölüye can yetiştireceksin...

Baktım ikinci yarı kapıda ve hayatın ceza sahası yakın

Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını

Acılar,sancılar bir çekmecede,sevdalar diğerinde

Biryerde hüzünler ve korkular,bir üstte sevinçler ve zaferler

Kat kat,dizi dizi dizdim kullanılmış takvimlerimi

Sabırla kapattım kutuyu,sevgiyle mühürledim ağzını

İlk yarı bilançom o benim,yangında ilk kurtarılacak,kazada ilk açılacak

Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp bakanlar teşhis koyacaklar halime

Çok mutlu olmuş fazla yüksekten uçmuş zavallı diyecekler...

Ya da;

Sebepsiz alçalmış bile bile vurmuş kendini dağlara

Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleyecek hikayenin

Kalanı benimle gelecek

Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem hatalarımı

Reyhanlar saklayacak sırlarımı

Skoru bir tek egenin suları bilecek

Denize kavuşabilirse eğer içimdeki nehir

HAYAT:O BEN:1

19 Şubat 2008 Salı

1400 YIL ÖNCE GELEN E-MAİL


Ey Allah (c.c.)ın kulları!

Bugünün genç müslümanları!

Her gün sabırsızca bekliyorsunuz,

"Bana e-mail geldi mi?" diye.

Günde bir kaç kez online oluyorsunuz.

Mutlu oluyorsunuz,

"Bir mailiniz var!" yazdığında.

Okumak için sabırsızlanıyorsunuz.

Bazı mesajlar gerçekten güzel,

Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan sıcacık.

Fakat çoğu öylesine gelmiş; alakasız.

Sadece zamanınızı alıyor.

Derhal siliyorsunuz.

Biliyor muydunuz, yaklaşık 1400 yıl önce,

Allah(c.c.) size uzun bir e-mail gönderdi.

Meleği Cebrail(a.s.) aracılığıyla elbet,

Kulu Muhammed Aleyhisselatuvesselam?a

Açtınız mı bu e-maili?

Subject: Kur'an,

"Kuşku Barındırmayan Rehber"

Download ettiniz mi bu dosyayı?

Kalbinize bookmark'ladınız mı?

Hayatınızın "favoriler"ine eklediniz mi?

Her sabahınızın "başlangıç sayfası" yaptınız mı?

Açtıysanız bu e-maili

Hepsini okumuş olmalısınız...

Gönderilen elçilerin kıssalarını...

Helak olan kavimlerin öykülerini...

İnsanlığa mesajları,

Günlük hayatınızın rehberini,

Geleceğe dair güzel haberleri, müjdeleri.

Allah?ın sizden "reply" edip,

E-mail olarak iyi amel beklediğini.

şimdi, her sabah uyandığınızda;

İlk bu e-maili okuyun.

Kur'ân'da "save" edildiği şekliyle,

Hatırlayın ve ona göre "reply" eyleyin.

Sevgili genç müslümanlar;

İslamın geleceğine "enter"leyin



alıntıdır